Polikistik Over Sendromu (PKOS) Nedir?
Polikistik Over Sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınlarda sık görülen hormonal bir hastalıktır. Adet düzensizliği, tüylenme ve kısırlık gibi sorunlara yol açabilir. Doğru tanı ve kişiye özel tedavi ile hem semptomlar kontrol altına alınabilir hem de gebelik şansı artırılabilir.
PKOS, yumurtalıkların aşırı miktarda androjen hormonu üretmesine neden olabilen, üreme çağındakı kadınlarda en sık görülen endokrin hastalıktır. Yumurtalıklar, kist gibi görünen birçok küçük folikül ile büyürler. Bu kist gibi görünen yapılar, yumurta içeren yumurtalık folikülleridir.
PKOS’un belirtileri nelerdir?
Yüzde ve vücutta tüylenme (hirsutism), erkek tipi saç dökülmesi, sivilcelenme, düzensiz adetler ya da hiç adet görememe saptanabilir. PKOS hastalarının %50'den fazlası da aşırı kilolu veya obezdir. Yumurtlama problemlerine bağlı kısırlık görülebilir.
PKOS neden olur?
PKOS genetik yatkınlık, insülin direnci ve artan erkeklik hormonlarının etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır. Adet döngüsü ve yumurtlama, hormonal anormallikler tarafından kolayca etkilenebilir. Adet düzensizliği linki Aşırı LH veya insülin, yumurtalıkların androjenleri aşırı üretmesine neden olabilir. Yetersiz FSH, yumurtalık folikülü gelişimini bozabilir ve yumurtlamayı engelleyerek kısırlığa yol açabilir. Sonuç olarak, olgunlaşmayan ve yumurtlayamamış foliküllerden oluşan birçok küçük kist, ultrason ile PKOS görünümünü oluşturur. Ancak PKOS'u olan tüm kadınlarda, bu görünümdeki yumurtalıklar olmayabilir.
PKOS'ta yumurtalama bozukluğu sürekli yüksek östrojen seviyelerine ve yetersiz progesterona neden olur. Bu durum rahim içi dokusunun (endometriyum) aşırı kalınlaşmasına yol açabilir. Bu durum ağır ve/veya düzensiz kanamalara neden olabilir. Yıllar içinde tedavi uygulanmazsa yüksek östrojen seviyeleri ile düşük progesteron seviyeleri nedeniyle endometrial kanser gelişebilir.
PKOS tanısı nasıl konur?
PKOS tanısı tıbbi geçmiş sorgulanarak ve muayene yapılarak konulur. Tanıyı doğrulamak ve belirli diğer durumları dışlamak için kanda bazı hormon seviyeleri ölçülür.
Eğer PKOS tanısı konulduysa, tedavi hastanın istekleri doğrultusunda şekillendirilir. Bazı hastaların gebelik istemi mevcutken, diğer hastalar adet döngüsü düzenlemesi, hirsutizm veya akne konularında daha fazla endişe duyabilir. Ana hedef ne olursa olsun, kalp hastalığı ve endometrial kanser gibi uzun vadeli sağlık riskleri nedeniyle PKOS tedavi edilmelidir. Özellikle insülin direnci olan kadınlar, diyabet riski taşıyabilir ve diyabet, kalp hastalığı, kolesterol anormallikleri görülebilir. Bu nedenle PKOS tanısı konan hastalarda obezite olmasa da, diyabet, kolestrol yüksekliği ve kalp hastalıkları açısından kontrolde olmaları ve gerekli testleri yaptırmaları önerilir.
PKOS tedavisi
Kilo artışı ve obezite genellikle PKOS ile ilişkilidir. Ayrıca obezite insülin direncinin gelişimi veya kötüleşmesi ile ilişkilidir; bu da yumurtalıklardaki androjen üretimini artırabilir. Kilo verilmesi birçok PKOS hastasının hormonal durumunu iyileştirir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak herhangi bir kilo verme programında önemli bir adımdır. Yavaş başlayarak yürüyüş veya yüzme gibi aktivitelerle başlanabilir. Haftada üç ila dört kez, en az 30 dakika egzersiz önerilir.
Gebelik istemeyen hastalarda PKOS nasıl tedavi edilir?
PKOS ile ilişkili sorunları düzeltmek için en sık hormonal tedaviler/doğum kontrol ilaçları kullanılır. Ancak tedavi durdurulduğunda, semptomlar genellikle yeniden ortaya çıkar. Doğum kontrol hapları, yumurtalık hormon üretimini azaltır ve aşırı androjen seviyelerinin etkilerini tersine çevirmeye yardımcı olur. Sigara içen ve 35 yaşın üzerindeki hastalara kontrol hapları önerilmez. Eğer hirsutizm (aşırı tüylenme) sorunu varsa, farklı ilaçlar tedaviye eklenebilir.
Eğer doğum kontrolü isteği yoksa ve hirsutizm şikayeti yoksa, adet döngüsünü düzenlemek ve aşırı östrojen maruziyeti ile ilişkili endometriyal sorunları önlemek için düzenli aralıklarla progesteron türevleri önerilebilir.
Gebelik isteyen hastalarda PKOS nasıl tedavi edilir?
Eğer adetler düzenli ise PKOS bulunan kadınların bir kısmında yumurtalar olgunlaşarak çatlayabilir ve doğal gebelik izlenebilir. Bu grup hastalar muayene olduktan sonra, eğer ek başka bir problem saptanmadı ise, gebelik için bir müddet bekleyebilirler. Polikistik overli kadınların bir kısmında yumurtalar düzgün büyüyüp çatlayabilmektedir ve yumurtaları düzgün büyüyüp çatlayan kadınlarda adet düzensizliği görülmemektedir.
Adet düzensizliği olan ve az da olsa bir grup adet düzensizliği olmayan hastada yumurtalar tam olgunlaşmaz ya da yumurtlama görülmez. Bu hastalarda yumurta olgunlaşmasını sağlayıcı ilaçlardan olan klomifen sitrat kullanılabilir. Klomifen kullanımı basittir, nispeten ucuzdur ve birçok hastada iyi sonuç verir. Klomifen sitrat, hipofiz bezinin FSH salgısını artırarak yumurtalarınızın olgunlaşmasına yardımcı olur. Bazen dozunun artırılması veya tedavi süresinin uzatılması gerekebilir. Klomifen sitrat hastaların yaklaşık %80'inde yumurta olgunlaşmasını sağlar. Klomifen sitrat dozu belirlendikten sonra, üç ayrı denemeye kullanılması önerilir. Yapılan çalışmalarda Klomifen sitratın altı ayrı denemeden fazlasında kullanılmaması gerektiğini göstermektedir; çünkü gebelik oranı çok düşük kalacaktır, alternatif tedaviler düşünülmelidir.
Adet döngüsünün zamanlamasına bağlı olarak, rahim ağzında (serviks) bulunan mukus sperm hücrelerinin rahme girmesine yardımcı olabilir veya bir engel görevi görebilir. Bazı kadınlarda Klomifen sitrat mukusu kalınlaştırabilir. Bu durumu aşmak için rahim içi aşılama (IUI) önerilebilir (rahim içi aşılama(IUI) linki). Klomifen sitrat bazen rahim iç tabakasının kalınlığını değiştirerek, ince ve embriyonun tutunmasına daha az duyarlı hale getirebilir. Bu nedenle, yumurtlamayı sağlayan neden olan en düşük doz genellikle reçete edilir. Klomifen sitrat kullanarak elde edilen gebeliklerin yaklaşık %5-8'ikiz gebeliktir. Üçüz veya daha fazla gebelik nadirdir (<%1) ancak meydana gelebilir.
Eğer klomifen sitrat yumurtlamayı sağlayamadıysa ya da gebelik oluşmadıysa, Gonadotropin iğneleri kullanılabilir. Tek başına veya kombinasyon halinde kullanılan birçok gonadotropin türü vardır. Bunlar arasında insan menopozal gonadotropin (hMG), saf insan folikül uyarıcı hormon (hFSH), rekombinant folikül uyarıcı hormon (rFSH) ve insan koryonik gonadotropin (hCG) bulunmaktadır. Gonadotropinler daha pahalı ilaçlardır ve yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu (hiperstimülasyon) gibi yan etkilerin yanı sıra ikiz veya üçüz gibi çoğul gebelik oranlarının daha yüksek görülme olasılığına sahiptir.
PKOS cerrahisi (Ovarian Drilling) nedir?
Çok nadir durumlarda, ilaçlar ile yumurta olgunlaşması ve yumurtlama sağlanamaz. Bu durumda bazı hastalara kendiliğinden yumurtlama ve gebeliği teşvik etmek için cerrahi yapılabilir. Laparoskopik olarak iğne veya lazer kullanarak yumurtalıklarda birkaç küçük tünel oluşturabilir. Bu cerrahinin yumurtlamayı ve gebelik şansını nasıl artırdığı tam olarak anlaşılamasa da, androjen üreten yumurtalık dokusunun hacmini azaltarak etki ettiği düşünülmektedir. Ameliyattan sonraki ilk yıl içinde kadınların yaklaşık %50'si hamile kalmaktadır.
Yumurtalık delme genellikle tek seferlik bir tedavi yöntemidir. Cerrahinin etkisi kısa sürelidir. Bazı kadınlar ameliyattan sonra hala düzenli döngüler yaşamayabilir. Cerrahi sonrasında yapışıklıklar (skar dokusu) oluşabilir; bu da yumurtalıklarla fallop tüpleri arasında oluşarak gebe kalmayı zorlaştırabilir. Nadiren cerrahi sonrasında yumurta sayısında azalma riski, çok nadir olarak da yumurta yetmezliği gelişme riski vardır.
PKOS’lu hastalarda tüp bebek tedavisi
Tüp bebek tedavisi, yumurtlamayı sağlayan ilaçlar ve/veya rahim içi aşılama tedavisi gebelik elde edilemeyen hastalar için etkili bir yöntemdir.
PKOS'lu kadınlarda tüp bebek tedavisinin başarı oranı oldukça yüksektir. Elde edilen yumurta sayısı arttıkça embriyo sayısı da artar ve bu durum gebelik şansını artırır. Ancak bazı riskler de bulunmaktadır (örneğin, yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu veya embriyoların rahme tutunma şansının bazı durumlarda azalması gibi). PKOS, yumurtlama düzensizlikleri ve hormonal dengesizlikler ile karakterize edilen bir durumdur ve bu nedenle tüp bebek tedavisi sırasında özel yaklaşımlar gerektirebilir. Tedavi sürecinde hekimin önerilerine uymak, hastanın ideal kilosuna ulaşması sağlanır. Bu aşamada diyet ve egzersiz planları uygulanarak yaşam tarzı değişiklikleri yapmak ve destekleyici bir ortam sağlamak başarı oranını artırabilir.
